"...İlahi güçle yaratılmış bu hayat senin değil. Tırnaklarınla kazı ve çıkar hayallerini, toprağın yedi kat altından..."

"Biz Çok Özgürdük..." - ÖZ

Aykırı yapılanma!

Aykırı yapılanma!

Giriş/Çıkış

Arama

E-Posta Grubu

Yeni yayınlanan makaleleri e-mektup olarak alabilirsiniz.



İlgili Mesajlar

Son Mesajlar

Kan'ın Rengi PDF Yazdır e-Posta
Makaleler - İnsan
Kep_numberg tarafından yazıldı.   
Pazar, 18 Nisan 2010 16:57

 

www.collateralmurder.com sitesindeki olayı duymamışsınızdır büyük bir ihtimalle. Türkiye'de pek yer bulmadı bu haber. Haber 2007'de Bağdat'da bir Amerikan helikopteri tarafından saldırıya uğrayan sivillerin görüntülerinin WikiLeaks.org sitesinde yayınlanmasıyla ortaya çıkıyor. Görüntüler bir üçüncü kişi tarafından çekilmemiş. Aksine saldırıyı gerçekleştiren helikopterin gece görüş sistemiyle kayda alınmış. İşin çarpıcı -ya da beni şaşırtacak biçimde- insanlar tarafından çarpıcı bulunan yanı ise hayatını kaybeden sivillerin içinde yeni işe alınan iki Reuters muhabiri ile bir kaç çocuk oluşu. Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren Amerikan askerlerinin duruma olan tepkileri, kayıtsızlıkları, yaptıkları saldırıdan keyif almaları ve aralarındaki diyaloglar. Görüntüler oldukça gerçekçi ve bazı bünyelerde rahatsız edici tepkilere yol açabilir.

Yanlış anlaşılmasın, şaşırmama sebep olan ölenlerin kimlikleri veya yaşları değil. Ne de askerlerin verdikleri tepki. Şaşırdığım şey insanların bu görüntülere olan tepkisi. Yeni farkına vardım ki insanlar savaşlarda -veya herhangi bir silahın dahil olduğu herhangi bir olayda- neler olup bittiğini tam olarak algılayamamış. Son yüzyılda dünya yüzeyinde gerçekleşen küçük-büyük savaş ve çatışmalarla ilgili yayın, döküman, film, belgesel ve romanların büyük bir kısmını hazırlayanlar genelde bahsi geçen olaylarda taraftırlar. Bu tür yayınlarda savaşların sebebi olarak 'çaresizlik', 'vatanı korumak', 'güçsüzün yanında olmak' veya son 70 yılda moda olan 'demokrasiyi yaymak' gibi onurlu, gururlu ve haklı nedenler gösterilir. Bu en büyük yalandır. Tabi ki bu savaşları konu alan tüm ürünlerin taraf olduğunu söylemek yanlış olacaktır. Önemli bir kısmı savaşların aslında ne olduğunu ve topluma olan etkilerini gayet açık ve net bir biçimde anlatır.

Orta çağlardan ve hatta çok daha öncesinden beri yapılan savaşların büyük bir kısmının amacı ekonomiyi tekrar canlandırmaktır. İşçi sınıfının hak ve özgürlüklerini kazanmaya çabalayışının neredeyse her serefinde büyük savaşlar patlak verir. Kurulu sistemin temeli silah ve yakıt ticaretine dayanmıyor mu? Buna mı tepki gosteriliyor? İstenilen bu değilmiydi? Neden memnun değiller? Bir savaş sırasında kazananlar savaşanlar değil onların tedarikçileridir. Savaşlar hayatta görüp görebileceğiniz en büyük ve en hareketli ekonomik pazarları çok hızlı bir biçimde hayata geçirir. Modern dünyanın en vazgeçilmezi internet veya su değildir. Bilakis savaşlardır. Savaşların oluşturduğu maliyet ve para akışını gözünüzde canladırabilmem inanınki çok zor. www.collateralmurder.com olayında kullanılan silahın attığı mermilerin bir tanesinin değeri bir kaç bin dolar civarındadır. Savaşlar sırasında askerlerin maaşları, mühimmat, grostonlarca metal yığını teçhizat/tank/uçak/gemi dışında müthiş miktarlarda yakıt, yiyecek, su ve en önemlisi ilaç ve medikal malzeme kullanılır. Özellikle ilaç sanayi savaşların en büyük destekçisidir. Savaş sırasında sadece silah veya yakıt sanayi değil bir çok farklı sanayi tipi gelişir. Yaralanana yara bandı, vurulana plazma, bacağını kolunu kaybedene protez, yiyeceği içeceği derken savaşlar müthiş pazarlardır, her ülkenin ‘artık’ ucundan bulaştığı ve kar ettiği. Çünkü üretilen ilaç miktarı normal şartlarda (Barış zamanı) tüketilen miktardan çok daha fazladır. Sanayiler ürettikleri bu fazla ürüne bağımlı hale getirilmişlerdir. Üretilen ürünlerin pahası normal şartlardaki tüketicinin ekonomik durumunu aştığından dolayı sanayici kesim, elindeki -satmazsa batmasına sebep olacak- ürünü elinden çıkarabilmek için basitçe orduları birbirleriyle savaştırır. Neden aramak zor değildir... Biz insanlar hatalarımıza kulp bulmak ve kendi yalanlarımıza inanmak konusunda gerçekten çok başarılıyız.

Mesleğimi sevmememin en büyük sebebi de bu durumdur. Diplomasına sahip olduğum meslek, üretim konusundaki teknolojileri keşfederek/geliştirerek toplumun refahının artmasına, toplumun refahının artmasıyla da daha fazla talebe neden olmuş böylece biz gelmeden önce çok güzel olan dünyanın içini dışına çıkartmıştır. Ancak toplumun refahının artması savaşların sona ermesine sebep olmamaktadr. Silah üretimi devam ettikçe 'savaş' sona ermeyecektir. İhtiyaç olanın üzerinde üretim yapabilecek teknolojiye sahip olan sanayi ürettiğini size zorla vergileriniz aracılığıyla satmaktadır. Bunu dini, milli ve ahlak duygularınızı sömürerek yapar.

Savaşın sona ermesi durumu değiştirmez. Kimya Sanayi başından beri işin içindedir zaten. Daha sonraysa yıkılan şehirler, yok edilmiş alt yapı yeniden yapılmak zorundadır ki, 'yeni' ve temiz 'demokrasi'sine kavuşmuş yenilen halk hayatına yeniden en iyisiyle ve layıkıyla başlasın. Kuzey Irak savaşına Türkiye'nin önde gelenleri neden karşı çıkmamıştır? Yıkılmış bir Kuzey Irak Türkiye için müthiş bir pazar demektir. Şimdiden Türkler tarafından inşa edilen yepyeni binalar yıkık şehirlerde göklere 'umutla' yükselmektedir. 1. ve 2. Dünya Savaşları önemli bir kısım tarihçi tarafından bir bütün olarak ele alınır. 2. savaşın çıkış nedeni ilk savaşta istenen ekonomik potansiyelin ve hareketliliğin elde edilememesindendir. İlk savaşın sonunda ekonomik durumun içler acısı bir hale gelmesi ikinci bir savaşı kaçınılmaz bir hale getirmiştir ki, ihtiyaç olunan potansiyel üretim hız ve miktarına kavuşulabilinsin. Hitler, 'Kavgam'ı okuyan bir takım cahilin aksine zekadan yoksun, sorgulama yeteneği olmayan, doğru bildiğinden şaşmayan, dinamik bir askeri kafadan ve yaratıcılıktan yoksun basit bir kuklaydı. O olmasaydı yerine geçebilecek bir yığın katil daha mevcuttu.

Gözüme en çok çarpan olay ise sömürgeci devletlerin bulunduğu pozisyondur. Yıllarca sömürerek teknolojide ilerlemiş, sosyal konularda ilerleme kaydetmiş -ya da öyle olduğunu sanmış ki kendine hayran olmaktan hiç de farkı yok bunun bana kalırsa- 'batı' iliğini kuruttuğu doğuya ancak kan dökerek anlayabildiği ve kavuşabildiği demokrasiyi zorla pazarlamaktadır. Ancak aslında demokrasi yukarıdaki gibi işlemektedir. Ve bu sistemin, kaostan gelerek kurulmuş bu düzenin yıkılması çok ama çok zordur. Toplumun çok büyük bir kısmının sistemin temellerine karşı çıkması gerekir. www.collateralmurder.com olayından da anlayabileceğimiz gibi toplum tekrar kış uykusuna yatırılmıştır. Sağda solda izlediği görüntüler karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen insanlara rastladıktan sonra eksikliğini hissettiğim bazı şeyleri derleyip, toplayıp okunaklı bir halde buraya yazayım dedim. Yıllardır insanlara anlatmaya çalıştığım şeyleri bana öğreten, zaman zaman tanıtmaya çalıştığım Sven Hassel'e en çok bu anda ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Benzer bir yığın roman mevcut aklıma gelmeyen başta Fransız, Alman ve İngiliz yazarlar tarafından kaleme alınmış. En çok 2. Dünya Savaşı hakkında okuduğum için ve en çok da Sven Hassel'den etkilendiğim için onun adını her yerde anmak bir nevi görev olmuştur benim için.

Bu çağın uyanış çağı olacağı söyleniyordu. Yeni yüzyıla dünyadan bihaber giren -ve bana göre aslında hiç bir şekilde gerçekleri umursamayan ve keyfine bakan- 'aydın' kesim belli ki silahların neden ve niçin üretildiğini unutmuş. Ya da eline her silah alanın safça savaş kurallarına uyacağını sanıyor. Silahlar bilinen tarihin başlangıcından beri insan öldürmek için tasarlanmış aygıtlardır. En basitinden, en karmaşığına kadar silah adı taşıyan tüm aygıtların amacı budur. BU VİDEODA GÖRDÜKLERİNİZE NEDEN BU KADAR ŞAŞIRIYORSUNUZ? Daha önce çatışma sırasında hayatını kaybeden bir muhabir yok mu? Cephede hiç mi çocuk ölmedi? İnsan öldürmekten zevk almayan, rahatsızlık duyan biri ya da karşılaşacağı durumun üstesinden gelebileceğine inanmayan kimse gidip asker olmaz. Hele ‘canon’ denen o şeytan işi aletin başına hiç oturmaz. Asker her yerde askerdir, bu işin dini dili ırkı olmaz. Asker dediğin adam öldürür. En iyi asker bu işi eli titremeden, gözünü kırpmadan yapar. Bununla eğlenebiliyorsa yanına kar kalır ki uzun vadede kafayı sıyırmaz. Sivilmiş, çocukmuş, gazteciymiş bunlar ayrıntıdır. Hedef vardır, etkisiz hale getirilir. Askerlik yapanlar makineleştiği, ruhsuzlaştığı o dönemi hatırlasın. Amaç bu zaten...

Konu savaş olunca karşı tarafın bana sormasını istediğim bir kaç temel ve basit soru vardır. Bir kısım soruya yukarıda cevap vermiş oldum. En sona kalan ise şudur: İnsanlık dendiğinde aklınıza neler gelir? Hoşgörü, iyi niyet, ağır başlılık, sevgi, kardeşlik, dostluk, barış, yardımlaşma vs. İnsanlık tanımını anlatabilmek için yeterli kavramlar mıdır? Yaşadığı toprağa bunca ihaneti, diğer yaşam formlarına bunca saygısızlığı, kendini üstün görüşü, yüzsüzlüğü, aç gözlülüğü vs. Dinlerden süratle soğumama sebep olan olaydır kitaplarındaki 'İnsan' tanımının dünyaya diğer varlıkları yönetmek için gönderilen bir konumda anlatılması. Yalan olduğu açık değil mi? Kitapların anlattıkları yaratanlarıyla uyuşmayan eylem ve emirleri...

İnsanlık kalıtımsal bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. İyi veya kötü diye ayırt edilemez, o sadece insanlıktır. Zeka sahibi olsa da zekası her daim egolarına ve aç gözlülüğüne alet olur. Vicdanı ise onun için ancak sırtında taşıdığı en ağır yük olabilir. İnsan bilinen tarihin başından bu yana bir adım ilerleyememiş bir varlıktır. Ateşi bulan adamla bunu kullanış tarzı, halen nükleer başlık sahibi olanlardan çokda farklı değildir.

Algı kapasitemi mütamadiyen arttırabilmek, bakış açımı olabildiğince genişletebilmek için sosyal sorunlarla ilgili konuları farklı bakış açılarına sahip kaynaklardan izlemeye çaba sarf etsem de itiraf edeyim bunu hiç ama hiç beceremiyorum. Bu kadar bilinçsiz ve haysiyetsiz bir cinsin sorunlarını hiç ama hiç bir şekilde umursayamadığımı fark ettim. Bu dünyayı yönetmek bir yana, onun üzerinde yaşamayı, yürümeyi bile haketmiyoruz. Bu dünya (bu boyuttaki) yakın vakitlerde 2 büyük meydanlar muhareberelerine onlarca daha kucuk çapta ancak müthiş etkilere sahip savaşlara gebe olmuş. Bunlarla ilgili olarak olayların bire bir içinde olan, savaşan, saklanan, yaralanan, sakat kalan, ölen ve hatta öldüren insanlar tarafından yazılıp çizilmiş döküman/günlük/roman gibi bilimum malzeme var ortalıkta. Sven Hassel'le başsladım savaşa düşman olmaya, size de tavsiye ederim. Forum/sözlük moderatörleri gorevlerini suistimal edince şaşıranlardan daha fazla şey beklemem benim ahmaklığım sanırım. Böyle bir sistemin en doğal sonucudur bu ve benzeri görüntüler neyine şaşırıyorsunuz?

 

Quote this article on your site

To create link towards this article on your website,
copy and paste the text below in your page.




Preview :

Kan'ın Rengi
Pazar, 18 Nisan 2010

© 2012 - Çıkıntı


Powered by QuoteThis © 2008
 

Neredeyim Ben?

Anasayfa Tüm Makaleler İnsan Kan'ın Rengi